Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Add Innovel to the desktop to enjoy best novels.
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Your cookies settings
Strictly cookie settingsAlways Active
YÜZBAŞININ İNTİKAM SÖZÜ (+21) (ÜCRETSİZ)
READING AGE 18+
Kitapsever
Romance
ABSTRACT
Bir insanın dünyası tek bir telefonla ya da tek bir manzarayla değil, bir odanın ortasında soğumuş bir bedenle yıkılır. Yüzbaşı Barut Aslanbey, dağların, kurşunların ve devletin kılıcını taşıdığı elleriyle hayatındaki tek sığınağı, canından öte tuttuğu kardeşi Mizgin’i o soğuk çarşafa asılı bulduğunda, içindeki o asil asker ruhu ölür ve yerine acımasız bir cellat doğar. Elinde buruşturulmuş kanlı notla gerçeği öğrendiği o an, her şeyin bittiği yerdir: “Ben… Ben tecavüze uğradım abi… Bana bu kötülüğü yapan kişi Demirhan aşiretinin büyük oğlu Aslan Demirhan’dır.”
Bu cümle bir adamın beynine balyoz gibi inmekle kalmaz, doğunun o sert, kanla yazılmış kurallarını da altüst eder. Barut, üniformasını, devletin yasalarını ve vicdanını bir kenara bırakarak Demirhan konağını bastığında avlu kan gölüne döner. Aslan’ı bacaklarından vurup yere serdiğinde Azad Ağa’nın panikle fısıldadığı o sözler her şeyi değiştirir: “Haklısın Barut Ağa… Yemin ederim haklısın, ama bu kan böyle temizlenmez.” Ancak Azad Ağa’nın, oğlunun canını kurtarmak için masum kızı Efsun’u feda etmesi, hikayeyi bambaşka ve karanlık bir boyuta taşır. Genç kızın çığlıkları avluyu inletirken ettiği o yalvarış yürek dalar: “Kurban olayım baba… Beni bu caninin eline atma! Yalvarırım ne dersen yaparım, abimin hatasının bedelini neden ben çekiyorum?”
Barut, kardeşinin acısını dindiremeyeceğini bildiği için intikamını Efsun’dan çıkarmaya yemin eder. Onu sürükleyerek Mizgin’in cansız yattığı o lanetli odaya getirdiğinde, aralarındaki o nefret dolu zamanlar başlar. Efsun, ölümün eşiğinde bile boyun eğmeyerek dikleşir ve o korkusuz soruyu yöneltir: “Ne duruyorsun? Çek silahını vur! Demin kalleşlik yapmadın mı? Beni aldığın için abimin canını bağışlayacaktın ama sözünde durmadın! Arkadan vurup öldürdün… Sen kendine ağa mı diyorsun, erkek mi diyorsun!”
Barut’un bu meydan okumaya verdiği cevap ise nefretin ve tutkunun fitilini ateşler: “Çok açık değil mi, ne yapacağım? Abinin kardeşime yaptığı şeyin aynısını sana yaşatacağım… Kardeşimin yaşadığı o cehennemi, adım adım sana tattıracağım. Yalvaracaksın, ölmek için ayaklarıma kapanacaksın ama ölmene asla izin vermeyeceğim!”
Suçsuz bir genç kız ile gözü dönmüş, intikamla yanan bir Yüzbaşının aynı çatı altında, kan ve gözyaşıyla yazılan bu tehlikeli hikayesi seni bekliyor. Adaletin cehenneme dönüştüğü bu yolda, bu ateşten kim sağ çıkacak?