Dreame - YUSUF İLE ZÜLEYHA
close button

Add Innovel to the desktop to enjoy best novels.

YUSUF İLE ZÜLEYHA
book-rating-imgREADING AGE 12+
İsmail Aras
Romance
ABSTRACT
Yusuf ile Züleyha: Irak’ın Gönül SırlarıBölüm 1: Kaderin Çizdiği SınırlarIrak’ın uçsuz bucaksız, güneşin altında kavrulan sarı toprakları üzerinde, Dicle ve Fırat’ın binlerce yıllık şahitliğiyle yükselen kadim bir coğrafyada başlar hikayemiz. Şehrin dar sokaklarında, taş duvarların serinliğine sığınmış evlerin arasında, zamanın ağır ağır aktığı bir beldedir burası.Yusuf, henüz gençliğinin baharında, gönlü dünyevi gürültülerden azade, gözü semanın derinliklerine odaklı bir gençti. Babasının yanında, kadim zanaatlerle meşgul olurken bile kalbi hep bir “öte”nin arayışındaydı. O, takvayı sadece bir söz değil, ruhunun bir parçası kılmıştı. Günleri, namazın huzuru ve Kur'an’ın nuruyla şekilleniyordu. Yusuf için hayat, yaratılanı Yaratıcı'nın hatırına sevmekten, her nefesi O’nun rızası için almaktan ibaretti.Aynı şehrin diğer ucunda, bir bahçenin sükunetinde, Züleyha’nın ruhu da benzer bir fırtınayla çalkalanıyordu. Züleyha, iffetin, hayanın ve derin bir teslimiyetin timsaliydi. O, dünyevi gösterişlerden uzak, ruhunu meleklerin kanat çırpışlarını duyacak kadar saflaştırmış bir kadındı. Geceleri, teheccüd vaktinin sessizliğinde, gözyaşlarıyla secdeye kapandığında, kalbinin derinliklerinde tarif edemediği bir boşluk hissediyor, ancak bu boşluğu sadece Allah’ın muhabbetiyle doldurmaya gayret ediyordu.Bir Cuma günü, şehrin ulu camiinde kesişti yolları. Yusuf, caminin avlusunda bir garibe yardım ederken, Züleyha da camiden çıkan ihtiyaç sahiplerine el uzatıyordu. Gözleri birbirine değdiğinde, aralarında sözsüz bir akit kuruldu. Bu, nefsi bir çekimden ziyade, ruhların ezeldeki tanışıklığının dünyadaki yankısıydı.O gece Yusuf, seccadesinde dua ederken meleklerin yeryüzüne inişine şahit oldu. Kalbine düşen bir ayetle irkildi: "Ve Biz, her şeyi bir kadere göre yarattık." Yusuf, o an anladı; Züleyha, onun dünyadaki imtihanı ve belki de cennet bahçesindeki yoldaşı olacaktı.Bölüm 2: Ruhsal Alemde SavaşAradan geçen günler, Yusuf ve Züleyha arasındaki muhabbeti, dünyevi bir aşktan ziyade, mukaddes bir sevdaya dönüştürdü. Ancak İslam örfü, bu iki kalbin birleşmesi için sabrı ve imtihanı şart koşuyordu. Yusuf, zihnindeki vesveselerle, nefsinin oyunlarıyla her an mücadele ediyordu.Bir gece, Yusuf rüyasında kendini Irak’ın uçsuz bucaksız çöllerinde, elinde bir fenerle ilerlerken gördü. Etrafında görünmez varlıklar dolaşıyor, ona fısıltılarla yolunu şaşırtmaya çalışıyordu. Tam düşecekken, nurani bir yüz ona elini uzattı: "Sabret Yusuf, takva sahibi olanlar, ancak en zorlu yollarda parlayan yıldızlardır."Züleyha ise, evinin mahremiyetinde, ailesinin ona uygun gördüğü diğer adayların baskısı altındaydı. Ancak o, kalbini Yusuf’a açmış, ruhunu Allah’ın takdirine emanet etmişti. Züleyha’nın kalbi, bir kuyu gibi derin ve serin; sabrı ise, bir dağ gibi sarsılmazdı. O, biliyordu ki; hayırlı olan, ancak O’nun izniyle vuslata ererdi.Irak’ın sert rüzgarları, iki gencin imtihanını zorlaştırırken, onlar ruhsal alemde birbirlerine dua köprüleri kuruyorlardı. Melekler, bu iki samimi kulun duasına şahitlik ediyor, gök katlarında onların isimleri zikrediliyordu.Bölüm 3: Sabrın İmtihanı ve Ailelerin GölgesiIrak’ın kavurucu güneşi, sadece toprağı değil, insanların sabrını da her gün biraz daha pişiriyordu. Yusuf, babasının kadim zanaat dükkanında çalışırken, zihnindeki ve kalbindeki Züleyha’nın huzuruyla hayatına devam ediyordu. Ancak, geleneklerin ördüğü duvarlar, iki gencin kavuşmasına engel olmaya kararlıydı. Yusuf’un babası, artık olgunlaşan oğlunun evlilik vaktinin geldiğine inanıyor, şehrin saygın ailelerinden birinin kızıyla onu münasip görmeye başlıyordu. Yusuf için bu durum, sadece bir evlilik teklifi değil, kalbini kilitlediği Züleyha’ya karşı olan bir sadakat sınavıydı.Bir akşamüzeri, dükkanın loş ışığında babasıyla otururken, konu açıldı. Babası, "Oğlum, nasibin hayırlısı neredeyse, Allah oraya yönlendirsin. Ancak şehrin eşrafından olan Hacı İbrahim’in kızı, senin için hem dünyevi hem de uhrevi bir huzur olabilir," dediğinde Yusuf’un yüreğinde fırtınalar koptu. O, babasına karşı hürmetini bozmadan, "Babacığım, gönlümün rotasını Rabbim çizmiştir. Benim için hayırlı olan, O'nun takdir ettiği olandır. Acele etmeyelim, bir istişare edelim, dua edelim," diyerek nezaketle geri durdu.Aynı saatlerde Züleyha, evinin bahçesindeki nar ağaçlarının altında, kalbindeki sızıyı dua ile sağaltmaya çalışıyordu. Annesi, "Kızım, artık kısmetin çıkmalı. Seni gözeten, senin iffetini koruyacak bir yuvan olmalı," diye nasihatler veriyor, Züleyha ise sessizce başını eğiyordu. Kalbi, Yusuf'un adını zikrediyor, ancak o bu aşkı dilinden çok, kalbindeki derin bir tefekkür haline getirmişti. Züleyha, namazın bitiminde secdeye vardığında, ruhunun derinliklerinde bir sükunet hissediyor, meleklerin onun duasını göklere yükselttiğine dair o latif hissi duyuyordu.İki genç, aynı şehrin farklı köşelerinde, aynı imtihanın ateşinde yanıyorlardı. Yusuf, gece vakti teheccüde kalktığında, karanlık odasında bir nur huzmesinin, meleklerin kanat çırpışlarını hatırlata