Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Add Innovel to the desktop to enjoy best novels.
Dear Reader, we use the permissions associated with cookies to keep our website running smoothly and to provide you with personalized content that better meets your needs and ensure the best reading experience. At any time, you can change your permissions for the cookie settings below.
If you would like to learn more about our Cookie, you can click on Privacy Policy.
Your cookies settings
Strictly cookie settingsAlways Active
Patronumun Bebeği
READING AGE 18+
Suerisi
Romance
ABSTRACT
Önüme bırakılan sözleşmeye ve masadaki kaleme bakıp duruyordum. İki seçeneğim vardı: Ya bu sözleşmeyi imzalayıp bir yıl içinde karşımdaki adama bir çocuk verecektim ya da elimdeki her şeyi kaybedecektim. Elim titreyerek kaleme uzanırken "İmzaladığın andan itibaren geri dönüşü yok!" diye uyardı tok bir sesle.
Gözlerimi ona çevirip farkındayım dercesine baktım. Ardından kalemi elime alıp sözleşmeyi imzaladım. Yerinden kalkıp önümdeki dosyayı aldı. Kısaca göz attıktan sonra bana üstten bir bakış atarak "Bir yıl sonra özgürsün." dedi.
Cevap vermedim. Zaten o da bir cevap beklemiyordu. Dosyayı masasına bırakıp koltuğuna geri oturdu.
"Buradaki işin bitti. Evine gidip hazırlıklara başla. Fazla uzatmadan, sade bir nikâhla her şey bitsin."
Bariton sesi kulaklarımı doldururken, bu adamın neden çocuk istediğini merak etmekten kendimi alamadım. Hiç de çocuk sevecek birine benzemiyordu...
"Beni süzmeyi bırak!" dediğinde başımı iki yana salladım.
"Sadece daldım."
İnanmayan gözlerle bana baksa da başka bir şey söylemedi. Ayağa kalktım. Kapıya doğru ilerlerken "Sadece bir haftan var! Haftaya bugün evlenmiş olacağız." dedi.
"Neden?" diye sordum. Aptalca bir soruydu; artık her şey için çok geçti.
"Seni ilgilendirmez! Sen dediklerimi yap yeter!"
İtiraz kabul etmeyen sesiyle ona döndüğümde, çoktan bilgisayarına odaklanmıştı bile. Kaderime razı gelip odadan çıktım. Yanağımdan süzülen yaşa engel olamazken, "Her şey bir yıl sonra yine eskisi gibi güzel olacak." diye kendimi ikna etmeye çalıştım...